10.ağustos.2016...
Uçmak beni hep iyi hissettirmişti.Bu bağımsızlık hissi, yeni gidilecek yerin heyecanı, herşeyi geride bırakmak, büyük bir rahatlık...
Beni iyi tanıyan biri, bana en ucuzundan bir uçak bileti hediye eder diye düşündüm ve ne şaşırdım. Kimse benim bu gezme merakımı bilmiyor ki.. Yani kimse bilet almayacak :(
Derin bir nefes aldım. Kendi biletini kendin al, yürü git dedim. (Yürü git benim değil, Sarı'nın fenomen lafı idi ama bana da yapıştı baksana..)
Kulaklığımı takıp, münferit mutluluğuma geri döndüm. Telefon yeni olduğundan, içinde müzik yok ama kulaklığı taktım. Arka koltuktaki ellilik bey amcanın iş yerinin geçkince bekarı kızı ile tatil heyecanını paylaşmaları beni çok baydı. Napiim iki gün sürecek mıcmıc muhabbetlerini gözardı edip, çöp torbasını açıp yazmaya başladım.
Anlamadınız ise söyleyim, uçaktayım. Henüz kalkmadık...
Münferit mutluluk, tatil zamanı kendime yeni hedefler koyma ve bulunduğum yere bakma zamanıidi. THY dergi destinasyonlarına bakarken anladım, her sene Eylül veya Ekim'de kendime aptal yerler gezme fırsatı sunmalı idim. Belki de SKYLife önerilen destinasyonlardan birini seçmeli idim.
Uçak inecek ancak arkadaki geçkin amca ve şirketin çirkin kızı 35 derece sıcakta, Erciyes-Kartepe muhabbeti bitmiyor....Duymaya bile dayanamıyorum, ne olur inelim...
Ben hep böyle idim, bir sürü insanın hayatta farkında olmadığı şeyler; benim dikkatimin içine zıplar ve canımı sıkar da sıkar. (acaba bu duruma farkındalığımın yüksek olması denir mi? Emin olun deniyor ise bu karışık terminoloji çok havalı kulağa gelmiyor mu? )
Nihayet uçak inecek ve ben çok pahalı olduğundan Transfer almadığım için iki vesait ile sonunda sessiz tatil yöremiz Mavice'ye varacağım...
Uçmak beni hep iyi hissettirmişti.Bu bağımsızlık hissi, yeni gidilecek yerin heyecanı, herşeyi geride bırakmak, büyük bir rahatlık...
Beni iyi tanıyan biri, bana en ucuzundan bir uçak bileti hediye eder diye düşündüm ve ne şaşırdım. Kimse benim bu gezme merakımı bilmiyor ki.. Yani kimse bilet almayacak :(
Derin bir nefes aldım. Kendi biletini kendin al, yürü git dedim. (Yürü git benim değil, Sarı'nın fenomen lafı idi ama bana da yapıştı baksana..)
Kulaklığımı takıp, münferit mutluluğuma geri döndüm. Telefon yeni olduğundan, içinde müzik yok ama kulaklığı taktım. Arka koltuktaki ellilik bey amcanın iş yerinin geçkince bekarı kızı ile tatil heyecanını paylaşmaları beni çok baydı. Napiim iki gün sürecek mıcmıc muhabbetlerini gözardı edip, çöp torbasını açıp yazmaya başladım.
Anlamadınız ise söyleyim, uçaktayım. Henüz kalkmadık...
Münferit mutluluk, tatil zamanı kendime yeni hedefler koyma ve bulunduğum yere bakma zamanıidi. THY dergi destinasyonlarına bakarken anladım, her sene Eylül veya Ekim'de kendime aptal yerler gezme fırsatı sunmalı idim. Belki de SKYLife önerilen destinasyonlardan birini seçmeli idim.
Uçak inecek ancak arkadaki geçkin amca ve şirketin çirkin kızı 35 derece sıcakta, Erciyes-Kartepe muhabbeti bitmiyor....Duymaya bile dayanamıyorum, ne olur inelim...
Ben hep böyle idim, bir sürü insanın hayatta farkında olmadığı şeyler; benim dikkatimin içine zıplar ve canımı sıkar da sıkar. (acaba bu duruma farkındalığımın yüksek olması denir mi? Emin olun deniyor ise bu karışık terminoloji çok havalı kulağa gelmiyor mu? )
Nihayet uçak inecek ve ben çok pahalı olduğundan Transfer almadığım için iki vesait ile sonunda sessiz tatil yöremiz Mavice'ye varacağım...